Bizler artık boks maçında Ali yi destekleyen Müslümanlar gibi Forman her yumruk yediğinde yüreğine su serpilen, Ali darbe aldığında böbreklerinde hissedenlerden olduk. Ali’ye olan mehilimiz sadece Müslümanlığından ötekine olan kin ise gavurluğundan. Başka da hiçbir alışveriş söz konusu değil
Ne Ali babamızın oğlu, ne diğeri düşmanımız. Ali kazansa da bize bir faydası yok diğeri kaybetse de. Nasıl olsa bundan daha kötüye gidecek değiliz
Altı milyon seçmen mantar gibi bitivermiş birkaç senede. Akıl, mantık, sağduyu, din, vicdan, merhamet.. Hepsini üst üste koysan işin içinden çıkmak neredeyse imkansız. Evlerimize geldiler bizleri saydılar, seyrek bıyıklı, bol pantolonlu kırmızı yanaklı içanadolu delikanlıları, ve dediler ki her şeyinizi doğru söylemezseniz bir bir, büyük ceza ödersiniz. Titrek koyunlar gibi anamızın kızlık soyadından tut da, babamızın ne zaman buluğ çağından çıktığına kadar ne varsa bülbül gibi şakıyıverdik. Bu gelen delikanlılara karşı yalan olmamak koşulu ile her türlü mahrem bilgiyi eksiksiz verdik. Bir de huzur duyduk üzerine. Devlete olan borcu ödemiş olmanın verdiği huzuru
Ergenekon’ dan tutuklarlar diye insanlar, normal konuşmalarını bile telefonlarda yapamaz oldular. Hiç kimseyi ilgilendirmeyen en basit mevzuların sırlarını birbirine açıklarken, iki dost, cep telefonlarını bir şeyin üzerine koyup, altı yada yedi metre uzaklaştıktan sonra kulaktan kulağa fısıldıyorlar. Bu anlattıklarım normal insan tepkileri. Ufaktan bilinen tanınanların ise vay haline. Anneannem bile telefonda; pahalılık çok oldu, emeklime zam gelmedi gibi lafları, ölmeden evvelki son zamanlarını içeride geçirmemek için söylemez oldu. Sadece ayaklarının ağrıdığından bahsedebiliyor.
Adamın biri, bir belediye başkanını bütün Ankara halkına sattığı , faturasını kestiği, çatır çatır parasını tahsil ettiği aleni bilinen rakamı bile milyonların gözü önünde, neredeyse iknada zorlanıyor, Ertesi gün aynada kendi yüzüne bile bakamaması gereken pehlivan “nasıl mat ettim ama” diyerek basının karşısına çıkıyor.
Bu olayları, olguları anlamak mümkün değildir. Bir sisli hazan mevsimidir bu mevsim. Yemeğe pislik bulaşmıştır. Neresinden kaşıklarsanız kaşıklayın bir pislik kokusu gelmektedir. Doğrular yanlış, yanlışlar doğru kılığına bürünmüştür. Neyin doğru neyin yanlış olduğunu insanlar kavrayamamaktadır. Bir büyük kargaşa ve türbülans içerisinde insanlar dönme dolap sonrası dengesizliğindedir.
Düşülen denizde ne yazık ki sarılacak yılan bulunamamaktadır. Çünkü yılanlar da ne yapacaklarını şaşırmış durumdadırlar.
Dönme dolap sonrasında en mantıklı hareket, bir taşın üzerine oturmak ve normale dönmek için bir müddet beklemektir.
Sözüm muhalefete. Siz ne düşünüyorsunuz bu konuda. Milletin Ali’den yana tavır alacağını öğrenemediniz mi hala. Yok onun dedesi Ermeni, yok bunun dayısı Yahudi, falancanın halası Süryani der durursunuz.
Neden biliyor musunuz? Çünkü siz hala bir dönme dolapta olduğunuzun farkında değilsiniz. Bu öyle bir dolap ki planları çok uzun vadeli yapıldı. Bu dönmedolapta yıllardır aynı koltukta döne döne saçınız sakalınız tel kadayıfa döndü.
Artık siz inin. Kendinize, uzunca süre üzerinde oturacağınız, bir taş edinin bence.