Her gün, spor için Kavaklığa giderken, kavaklıktan dönerken geçerim oradan… Milli Egemenlik Caddesi üstündeki Alleben köprüsünden…
Köprünün böğründe Ağaç Yetiştirme Derneğinin kültür bahçesi var. Bahçenin caddeye bakan köşesine kocaman bir afiş asılmış. Afişte yanmış bir orman görüyorsunuz.
Afişteki ormanın ayak ucunda diz çökmüş bir kız çocuğu ağlıyor. Yanan ormana ağlıyor. “Keşke rüya olsaydı” diyor…
***
Bu yaz az orman yanmadı. Az orman yakılmadı ülkemde… Kim bilir kaç katı da dünyanın başka bucaklarında becerildi. Özellikle de Yunanistan’daki olağanüstü orman yangınlarına az yanmadı yüreklerimiz.
Yunanlıları çok sevdiğimizden değil. Yanan ormanlar dünya insanının malıydı da onun için. Dünya servetiydi. İnsanoğlu’nun gelecek nesillere bırakacağı en büyük servetti.
Ormanlar dünyanın akciğeridir. Kirli havayı emer, temiz hava salgılarlar. Ağacı olmayan yerlerde soluk alıp vermesi bile güçleşir insanoğlunun. Bunu düşünen kim…
***
Daha yeni öğrendim. Bilim adamları da yeni saptamışlar. Bugün Asya’da meydana gelen bir yangının dumanları, tozları Amerika’yı dahi etkileyebiliyormuş.
Dayan Amerika’m, dayan! Dünyanın her yanını mok etmek için, elinden geleni ardına koymamaya devam!
***
Mok dedim de aklıma karga geldi. Kargalar tuvalet ihtiyaçlarını yuvalarına yaparlarmış. O yüzden mok içinde olurmuş yuvaları hep. Bu pis kokuya, berbat ıslaklığa alışırmış onlar.
Bu moktan yaşama daha alışık olmayan yavrulardan biri isyan etmiş. Bir gün dayanamamış, ana kargaya demiş ki: “Ana kız, yuvamız çok kirlendi. Gel kendimize yeni bir yuva yapalım…” Ana karganın yanıtı: “Yavrum, bizde bu popo varken, hiç merak etme, orayı da yakında mok içinde bırakırız.
***
İnsanoğlu kargadan farklı mı ki? Yaşadığı ortamı mok için bırakma yarışında hepimiz şampiyonuz. Kendimiz mıçarız, kendimiz içeriz. Nereye dökülüyor tuvaletlerimizden akan necasetler?..
Denizlerimize… Eee, sonra da girip o denizlerin içinde yüzmüyor muyuz? Acaba kendi mokunda yüzen başka bir yaratık daha var mıdır yeryüzünde?..
Evet, kargalar da mok içinde yaşıyor, insanlar da… Ama kargaların insanlardan farklı bir yanı var. Onlar bilmeyerek de olsa, oyun olsun diye de olsa, köpeklerin kemiklerini sağladıkları gibi toprağa gömerler ellerine geçen kozalakları.
Toprağa gömüle, unutulup orada kalan bu kozalaklar, giderek fidan olur ağaç olur. Her karanın yaşamı boyunca yüzlerce ağaç dikimine neden olduğu saptanmış.
***
Ya biz ne yaparız? Biz de yakarız o ormanları. Koruyamayız. Yarın çocuklarımızın yaşamının ona bağlı olduğunu düşünmeden veririz baltayı, veririz kibriti. Zehir zıkkım olası, iki şiş balcan kebabı için yaktığımız olur binlerce kök ağacı… İki evlek tarla açacağım diye yaktığımız olur ormanı. Eşe, dosta, avradımıza hava basacağız diye villa kondurmak amacıyla içine ederiz ormanın.
***
Öf be öf! Ne kötü yaratıklarız biz? Nefret etmeliyiz kendimizden, nefret!..