Açık havalarda lacivert gökyüzüne sıra sıra dizilmiş yıldızlara bakar, yeryüzünün yıldızı olmayı isteriz. Yüreğimizi yokladığımızda en derinlerde saklı birçok sönmüş yıldızlar görürüz. Her sönen yıldızın arkasından yeni bir umutla yeni yıldızlar peşine koşarız. Oysa “Güneş” bizim olmadıktan sonra “ SönmüşYıldızlar” bizim olmuş ne fark eder.
Yaşımız her ne olursa olsun hayata dair bir yıldız olma arzusu hep taşımışızdır. En küçükken kardeşlerimizden daha iyi bir yıldız olup anne ve babamızın dikkatini çekmeye çalışmışız. Okula gittiğimizde öğretmenin gözünde en parlak olmak isteyen yıldız olmak için bütün hünerlerimizi ortaya koymuşuzdur. Sınıf başkanlığını bir yıldız olarak görüp o makamı istemişizdir.
Hani biraz büyüyüp hayatı sorgulamaya başladığımız zamanlar gelince, yıldız olma hayallerimiz de büyümüştür. Mahalle aralarında top koştururken ünlü bir futbolcuya benzetmişizdir kendimizi. Onun formasını takmışız omzumuza, onun numarasını yerleştirmişizdir formamızın üzerine.
Az müzik yeteneğimiz olduğunu söylediklerinde yıldız olmak için sahnelere, çıkmışız, alkışlanmışız hayal dünyamızda.
Etrafına imzalı fotoğraflar dağıtan film artisti biziz aslında. Biziz en yakışıklı, biziz en güzel, bizi en büyük.
Dış dünyamızda algıladığımız yıldızlar içimizde büyümüş, sonrasında da bu yıldızlar gibi olamayınca birer birer sönmüşlerdir. Bu sebeple içimiz sönmüş yıldızlar mezarlığıdır.
Özelikle günümüzde medya denen sanal yıldız dünyasında, her gün bir yıldız doğmakta ve her gün ona paralel bir yıldız sönmektedir.
Önümüze, ufkumuza konulan yıldız dünyasında her şey sahte, her şey yapaydır. Gülüşler zorunlu, ağlayışlar rol icabı olmuştur.
Nasıl ki sönmüş yıldızlar etraflarına saçtıkları ışıklarını kendileri üretmiyor ay gibi, güneşten aldıkları ışığı bize yansıtıyorlarsa; sanal dünyadaki yıldızlarda aynı şekilde varlıklarını devam ettiriyorlar.
Ekranlarımıza davetsiz misafir olan “sanal yıldızların” hiç birinin ışığı kendisinden değil. Hep dışardan takviye edilen bir ışık sistemi ile çalışırlar. Önümüze yıldız olarak konulanların ışık ayarları ile oynanmıştır. Bu nedenledir ki gölge oyununda olduğu gibi sahne oyununda da ışık oyunu yapılmaktadır.
Yıldızların gölgeleri törpülenmekte, ışıkları ayarlanmaktadır. Bu ayarlanmış önümüze konulmuş yıldızlara bakıp bizlerde iç geçirmekteyiz.
Önce kendimiz sonra etrafımızdaki insanlara sönmüş yıldız olmak yerine güneş olmayı telkin etmeliyiz.
Bu gün dünya tarihine damga vurmuş çok sayıda, fikir, edebiyat, sanat adamları sönmüş yıldız olmak yerine içlerindeki cevherle güneş kalmışlardır. Hem yaşadıkları çağa hem de sonrasına eserleri ile hizmet etmişlerdir.
Başkasından ödünç aldığı ışıkla birkaç gün saltanat süren sönmüş yıldız olmak yerine, içindeki ışığı yakalamış, başkalarını aydınlatan güneş olma yolunu denemeliyiz.
Her kesin içinde kendini güneş yapacak bir cevher vardır. İçindeki cevheri keşfedenler başkalarının ışığına ihtiyaç duymadan başarılı olmuşlardır/ olacaklardır.
İçimizde sönmüş, pörsümmüş sanal yıldızları bir kenara itip, sönmüş yıldızlar mezarlığından kurutup, kendi ışığı ile var olan güneş olmalıyız. Bu amaçla sönmüş ya da sönecek yıldıza değil güneşe talip olabilmeliyiz.