Gaziantep'in Medya27 Gazetesi

Eğitimci/Yazar
Mustafa Kızıklı

12 Eylül 2021

KAHPE OLAN SADECE 12 EYLÜL MÜYDÜ?

Tarihimizde kara bir lekedir “Kahpe 12 Eylül”…
Türk milletinde, özellikle ellili yaşlarda olanların zihninde büyük travmadır 12 Eylül ihtilali.

Oysa kahpe olan sadece 12 Eylül değildi.
12 Eylül bir dizi kahpelikle gelinen noktaydı ki o kahpelik 12 Eylülden sonra da bitmemiş, şekil değiştirerek sürmüştür.

Süreci mümkün olduğunca kısa anlatmaya çalışacağım…

Dönemin Sovyet lideri Stalin, Türkiye’den Kars, Artvin, Ardahan’ı ve Boğazlarda üs istemesi üzerine Türkiye ABD’den yardım istemek zorunda kalmıştır.

1947 yılında ABD Başkanı Harry Truman tarafından Sovyet tehdidine karşı Truman Doktrini denilen bir plan hazırlanmıştır. Bu doktrin ile ABD "komünizm tehdidi" altındaki devletlere mali ve askeri yardım yapacağını açıklamıştır ki öncelikli ülkeler Türkiye ve Yunanistan’dır. Fakat bunun karşılığında Türkiye’den,  serbest seçimlere dayanan demokrasi düzeninin yerleştirilmesi, "5 yıllık kalkınma planları" ve Köy Enstitüleri gibi uygulamaların kaldırılması talep edildi ve bunlar gerçekleşti.

Daha sonra Truman Palanı çerçevesinde Marshall Planı ve anlaşmaları devreye sokulmuştur. Bu anlaşma 8 Ekim 1948’de İnönü hükümeti tarafından imzalanmıştır. Türkiye ilk defa Dünya Bankasına 50 milyon dolar borçlanmıştır ama bu parayı ve daha sonra Menderes hükümetince imzalanan 7’den fazla teslimiyet anlaşmaları gereğince verilecek yardımları İnönü hükümeti değil, 1950’de iktidar olan Menderes hükümeti kullanmıştır ki ABD’nin planları da bu yöndeydi zaten.

ABD, madem para veriyordu, İmparatorluk bakiyesi olan Türkiye’nin büyümemesi, kendi güdümünde olması, Sovyetlere karşı tampon olması ama bölgede güç olmamasını istiyordu.

Menderes hükümeti, ABD planlarına tam uyarak ülkede kalkınma amaçlı üretim ekonomisi yerine, makyajlamaya öncelik vererek bu paraları çar çur etmiştir. Ülkede uçak üretebilen stratejik önemdeki fabrikalar bile kapatılmıştır. Bu arada ülkenin en stratejik kurumları, ordu da dahil ABD kontrolüne girmiştir.

Hazıra dağ dayanmazdı. Zaten Türkiye’nin bütün kurumlarını teslim almış ABD, yardımları biraz kısıp da Menderes hükumeti para bulmada zorlanmaya başlayınca, Menderes Sovyetlere yanaşma tehdidinde bulundu ve kendisini iktidar eden, finanse eden ABD buna müsaade etmeyip 1960 ihtilalini yaptırdı, Menderes ve arkadaşlarının akıbeti malum.

1960’tan sonra ABD, Sovyet tehdidine karşı yeni bir projenin hazırlıklarına başladı; Yeşil Kuşak Projesi…
Bu projeyle Türkiye’de dahil Ortadoğu ülkeleri, 3. Dünya ülkeleri olarak kabul ediliyor, coğrafyanın sosyolojisi de incelenerek din temelli propaganda, yapılanma, kaos ve kışkırtmalarla hem Sovyetlere karşı blok oluşturulacak, hem de bu ülkeler geliştirilmeyecek, kontrolden çıkarılmayacak, üzerinde hakimiyet sağlanacaktı.

ABD, adını bile koymadan bu projeyi başarıyla uyguladı. Adı resmen konmayan bu proje, 1977’de Başkan olan Jimmy Carter’e mal edilir fakat çok daha önceden 60’lı yıllarda başlatılmıştı.

İşte “Kahpe 12 Eylül”ün alt yapısı da bu kahpeliklerle başladı.

Türkiye’de sağ-sol çatışmaları başlatıldı, aynı zamanda dincilik hareketleri, cemaatler ve tarikatlara da alan açıldı.

Sağ ve sol çatışmalarında iki tarafı da ABD domine ediyordu. Öyle ki, aynı silahtan çıkan iki kurşunla hem sağdan, hem de soldan insanlar ölüyordu.

70’li Yıllara geldiğimizde Sovyetler dağılmamak için, komünizmden vazgeçmenin hesaplarını yaparken, ABD tarafından Türkiye'de suni bir komünizm tehlikesi yaratılıyordu.

Buna karşıt olarak da Türkçülük hareketleri bastırılıp yerine Nato ve Pentagon milliyetçiliği organize edildi, birçok kurumumuzda olduğu gibi İstihbarat Teşkilatımız da ele geçirildi, Komünizmle Mücadele Dernekleri, CIAsal İslamcı yapılar, silahlı militanlar ve sivil komandolar oluşturuldu.

1962-1964 ve 1966- 1971 arasında iki kez MİT müsteşarlığı yapan Fuat Doğu daha sonraları şöyle itirafta bulunuyordu:
"Ben MİT müsteşarlığı yapmadım, CIA'nın şube müdürlüğünü yaptım. Bir CIA yetkilisi gelse, beni Sinop'a götür dese onu oraya götürmekle memurum."

Bu Fuat Doğu’nun kendisinden sonra göreve gelen birçok MİT yöneticisini yetiştirdiği, birçok siyasi ve bürokratı yetiştirdiği ve önemli yerlere yerleştirdiğini de söylemeye gerek yok sanırım ki o şahsiyetlerin epeyi yakın zamanda ve bazıları halen, Türk siyasetinde önemli yerler işgal ettiler.

“Kahpe 12 Eylül”e gelinceye kadarki kahpelikleri süreç analiziyle düşünüp içimizdeki dış güdümlü kahpelikleri görmemiz, kahpeleri bilmemiz gerekiyor.

Taksim olayları, Maraş olayları, Çorum olayları, binlerce gencimizin, insanımızın birbirini katletmesi, binlerce okumuş veya okuyan gencimizin hapislerse ömür tüketmesi, istikbalini kaybetmesi hepsi de sistemli, bilinçli planlanmış kahpeliklerdi.

Kendimize şu soruyu sorarak başlamalıyız:
12 Eylülde, bir gecede her şeye hakim olan devlet varken, komünizmle mücadele ettiğini sanan kişiler hiç mücadele etmeyip, bunca bedel ödemeyip, işine gücüne, okuluna, okumasına bakıp çatışmasaydı komünizm ülkeye gelebilir miydi?
Hem de bu gün bilindiği üzere, o tarihlerde dağılmamak için komünizmden vazgeçmenin planlarını yapan Sovyetler o durumdayken…
Bence kesinlikle hayır!..

O zaman neden, kimin hesabına öldük, öldürdük, yıktık, çatıştık hapislerde perişan olduk?

İşte 12 Eylül’den önce ve sonra da devam eden kahpeliklerin palazlandırılan figüranları CIAsal İslamcılar,  diyalogcu İslamcılar, cemaatler vs. ise daha sonra kullanılmak üzere bu işlerin dışında tutuldu; işlerine güçlerine baktılar, örgütlendiler, hiç bedel ödemediler, ülkenin kaynaklarına sahip oldular, zenginleştiler…

12 Eylül 2021
Mustafa KIZIKLI


Captcha işaretlenmemiş.
Yazarın Diğer Yazıları
KAHT-I RİCAL (ADAM KITLIĞI)

20 Eki 2021

KAHPE OLAN SADECE 12 EYLÜL MÜYDÜ?

12 Eyl 2021

ELİNE BELİNE DİLİNE

30 Haz 2021

SOSYOLOJİK DEĞİŞİM, SİYASAL İKTİDAR ve GELECEK

14 Haz 2021

ETİK, AHLAK, HUKUK

31 May 2021

KUDÜS NASIL KURTULUR?

12 May 2021

BİZE CENNET GARANTİ...

08 May 2021

SANAL PARA veya KRİPTO PARA

27 Nis 2021

YANLIŞA KILIF DİKMEK ve İSLAM'DA TAKVİM

25 Nis 2021

TOPLUMSAL HABİTUS VE İLETİŞİM SORUNUMUZ

17 Nis 2021