Gaziantep'in Medya27 Gazetesi

Eğitimci/Yazar
Mustafa Kızıklı

23 Şubat 2021

MEN DAKKA DUKKA

MEN DAKKA DUKKA

Eden bulur, kapı çalanın kapısı çalınır, kötülük eden kötülük bulur, gibi anlamlarla gelen bir Arapça deyimdir.

Hikayesi de ilginçtir. Kıssadan hisseliktir.

***

Halife Harun Reşit’in bir bahçesi varmış. O bahçesinde de çok sevdiği bir de gülfidanı. Bir gün bahçıvanına şöyle demiş;

“Bu fidana gözün gibi bak! Güzel bir gül tomurcuklanıp da açıldığında bana haber ver.”

Bahçıvan geceleri bile gider, kontrol edermiş fidanı. Bakışlarından bile sakınır, üzerinde titrermiş. Geceleri rüyalarına girdiği bile olurmuş. O da sevmeye başlamış fidanı. Tomurcuklar çıkmaya başlamış. Hele bir tanesi varmış ki, diğerlerinden çok daha güzelmiş. O güzelim tomurcuk açmış ve insanın bakmaya kıyamayacağı kadar güzel bir gül oluvermiş.

Bahçıvanın kalbi pır pır atmaya başlamış, içi içine sığmaz olmuş. “Hemen gidip halifeye haber vermeliyim” diye düşünürken, kuşun birisi o gülün üzerine konup, başlamaz mı yapraklarını gagalamaya!

Bahçıvan bağırmış kuş kaçsın diye. Yerinden ok gibi de fırlamış.

Ama nafile! Mahvolmuş o nadide çiçek.

Nasıl haber versin halifeye?

Nasıl izah etsin?

Yalan söylemiyorum ya” demiş bahçıvan. “Gider anlatırım durumu olduğu gibi.”

Varmış Harun Reşit’in huzuruna. Anlatmış durumu gözyaşları içinde!

Halife büyük bir olgunluk içinde dinlemiş ve tek bir cümle sarf etmiş: “Men dakka dukka!”

Ayrılmış huzurdan bahçıvan. Aradan zaman geçmiş. Bir gün, görmüş ki, o kuş bir yılanın ağzında can vermiş. “Allah’ım sen ne büyüksün” demiş ve soluğu halifenin yanında almış. Durumu anlatmış.

Halifenin dudaklarında yine aynı cümle; “Men dakka dukka!”

***

Aradan bir süre daha geçmiş. Bahçıvan bahçede yürürken o yılan ayağına dolanmaz mı? Kendisini sokacağından korkan bahçıvan, kafasını bedeninden ayırıvermiş yılanın elindeki kürekle. Gene halifenin yanına koşmuş. Anlatmış durumu ve gene aynı cevabı almış: “Men dakka dukka!”

Eyvah demiş bahçıvan! Edip de, bulma sırası bana geldi!

Gerçekten de öyle olmuş. Bir zaman sonra, bahçıvan hiç istemeden kendisinden beklenmeyecek kötü bir iş yapmış. Halife de onu cezaya çarptırmış. Çarptırılmış çarptırılmasına, ama gel gelelim bizim bahçıvan yerinde duramaz, zıplar durur, bas bas da bağırırmış.

Bir tek şey istermiş ısrarla; Halifeyle acilen görüşmek! Ne dedilerse olmamış ve sonunda çıkarmışlar halifenin huzuruna…

Sana haksız bir ceza verildiğini mi düşünüyorsun?” demiş halife, “Hayır” demiş bahçıvan.

''Benim derdim o değil. Ancak bana bunu reva gördüğünüz için, ettiğini bulma sırası size de gelecek. Onu hatırlatayım dedim… Men dakka dukka...”

***

O yüzyıllarda bir bahçıvan, sultana “men dakka duka” diyebiliyorsa, biz de en azından bu yüzyılda "ileri demokrasinin(!)" gölgesi altında, hak hukuk bilmez oligarşiye ve bu oligarşiye sırtını dayayıp makam işgal eden, haksızlık yapmayı kendisine hak belleyen küçük büyük zevatlara “men dakka duka” diyelim ve görelim ne olacak.
Görelim Mevla’m neyler, neylerse güzel eyler…


Yorumlar (4)
Hakan
24 Şubat 2021

Bu kıssadan sonra ancak NOKTA derim. Daha da bi şey demem

İslim
24 Şubat 2021

Görelim Mevla’m neyler, neylerse güzel eyler… en sevdiğim söz. başlığında iz düşümü olmuş. Kaleminze sağlık

Nahigan
24 Şubat 2021

Gaflette olanlar bu kıssadan bi şey anlamaz. Şuur lazım şuur. Şimdi kaldı mı Harun Reşit

Abdülaziz
24 Şubat 2021

Eden buluyor da sabır kalmadı ki.

Captcha işaretlenmemiş.
Yazarın Diğer Yazıları
TOPLUMSAL HABİTUS VE İLETİŞİM SORUNUMUZ

17 Nis 2021

DİLİMİN SINIRLARI DÜNYAMIN SINIRLARIDIR

12 Nis 2021

YENİ DÜNYA DÜZENİ

30 Mar 2021

KAPİTALİZM, SOSYALİZM VE MİLLİYETÇİLİK

20 Mar 2021

MEN DAKKA DUKKA

23 Şub 2021

DEĞİŞİM VE GELİŞİM

14 Şub 2021

Z KUŞAĞI

01 Şub 2021

GELECEK MUTLAKA GELECEKTİR

28 Oca 2021

CEMAAT, TARİKAT GERÇEĞİ

04 Ara 2020

TÜRKLER VE ŞAMANİZM

28 Eki 2020